Kişisel GelişimAlternatif Kişisel Gelişim Önerileri

Seçici dinleyen olun.

Dinlemek ve duymak arasındaki keskin farklılıkları kavramak sizi doğrudan ve dolaylı olarak birçok alanda etkileyecektir. Dinledikleriniz karakterinizin oluşumunda büyük pay sahibi olduğu gibi duyuracağınız şeylerin de hammaddesidir. İster hitabet gücünüz açısından bakın ister insan ilişkilerinizdeki üstlendiği rol açısından ya da isterseniz kendinizi keşif yolcuğundaki rehberlik görevi açısından. İstemeseniz de duymak zorunda kalacağınız onca şey zaten var ve olamaya devam edecek fakat neyi dinleyip neyi dinlemeyeceğinizin kararı sizin elinizde. Unutmayın, hayat kaliteniz dinlediklerinizle doğru orantılıdır.

Çok boyutlu düşünün.

Bardağın dolu tarafını ya da boş tarafını görmek denilen şey; yalnızca sizi seçim yapmaya yöneltir. Siz bardağın arka tarafını, alt kısmını, üstten görünüşünü merak edin hatta bardağın neden orada olduğunu ve kendinizi ne sebeple bu durumun içerisinde bulduğunuzu sorgulayın. Hayat seçimlerden ibarettir ama seçeneklerin A, B, C, D ile sınırlı kalması da yine bir tercih. Kendi sorularınızı sorun kendi cevaplarınızı arayın ve cevapların bir gün değişebileceği ihtimalini de hesaba katın.

Zamanı kavrayın.

Neil Armstrong 386.000 km’lik Ay yolculuğunu Apollo 11 adlı uzay aracı ile 76 saatte tamamladı. 20. Yüzyılın en çok dinlenen şarkısı Bohemian Rhapsody 5 dakika 56 saniye olarak kaydedildi. Dünya’nın gidişatını değiştiren Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk derin istirahatine daldığında yalnızca 57 yaşındaydı. Zaman, bir anın içerisine sığdırabildiklerinizden ibarettir. Kaç kahkaha attığınız, kaç satır okuduğunuz, ne kadar düşündüğünüz, ne kadar ürettiğiniz, hangi yönünüzü geliştirdiğiniz, hangi sözü ettiğinizdir sizin zamanınız. Zamanın sizin aldığınız nefes sayısıyla ilgisi yoktur. En doğru zaman ise ilk adımı attığınız zamandır. Her adım sizi eşsiz bir maceraya sürüklese de kimisi farkına bile varamaz yaşadığı anların. Farkındalık ise kendi zamanınızı yaratmakla mümkün olur ancak. Kimsenin 24 saatine göre değil kendi var ettiğiniz saat dilimlerine göre yaşayın.

Sokağa çıkıp yaşama dahil olun.

“Sakın evden uzaklaşma, gözümün önünden kaybolma, yabancılarla konuşma, akşam ezanından önce evde ol” gibi sözcüklerle koruma dürtüsüyle yetiştirilen nesillerin dağın arkasını öbür dünya zannetmesine, dünyada sadece Türkçe konuşanların yaşadığına inanmasına ya da kaybolmak kelimesini salt olumsuz bir durumu nitelemek için kullanmasına şaşırmamak gerek. Zira gözünün gördüğü yerlere elinden tutup götürmediğimiz, yeni yerler keşfetme duygusunu tattırmadığımız çocuklar ömürleri boyunca sıkışmışlık hissiyle karşı karşıya kalıyorlar ve karşılaştıkları sorunlarda ne bir adım ileri ne bir adım geri atabiliyorlar. Kendi yönlerini çizemediklerinde de “koca adam/kadın oldun hala bir baltaya sap olamadın” diyoruz. Yabancılarla konuşmasına izin vermediğimiz çocuklar iletişim kurmakta zorlanan, kendisini doğru ifade edemeyen, özgüven eksikliği yaşan yetişkinlere dönüşüyor. Biz ise avuç dolusu paralar harcayıp yabancı dil eğitimi aldırdığımız çocuklara “hadi turistle konuş bir göreyim” demeyi kendi vazife ediniyoruz. İnsanlara merhaba demek için tanımamıza gerek olmadığını idrak etmeliyiz. Bilmediğimiz bir sokağa girdiğimizde endişe etmek yerine yeni yerler öğrendiğimizi sonuçta hala dünyanın içerisinde olduğumuzu bir kez daha hatırlatmalıyız kendimize. Yabancılardan kötülük gelme ihtimalinin tanıdığımız insanlara göre daha düşük olduğunu da unutmamalıyız.

Gezgin olun.

Dünyanın hem ne kadar büyük hem de ne kadar küçük olduğunu keşfedin. 783.562 km² yalnızca doğduğunuz coğrafyaya ait bir değer. Unutulmamalı ki yeryüzünde insana en uzak nokta kendi sırtıdır. Farklı yaşam biçimlerini deneyimleyin, başka denizlerde yüzün, gökyüzünün her yerde aynı olmadığını keşfedin, ayak bastığınız toprakların müziğinde dans etmenin hazzını duyumsayın.

Dile yabancı olmayın.

Ana dilinizdeki kelime dağarcığınız ne kadar zengin olsa da bazen anlatmak istediğimiz şeye kelimelerin yetersiz kaldığını hissederiz. Yeni bir dil öğrenmek size yeni ifade biçimleri ve mânâlar kazandıracak. Kişinin gündelik yaşamında ve kariyerindeki faydaları bir yana insanın kendi türünde olmasına rağmen dünyanın geri kalanıyla anlaşamaması gibi trajikomik olan durumu da ortadan kaldırıyor. Keşfetmek istediğiniz kaynakların birileri tarafından anadilinize çevrilmesini ümit etmektense hazineye kendiniz erişin. William Shakespeare’in “To be or not to be, that is the question” satırını “Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin?” diye dilimize belki de en doğru duyguyla çeviren Can Yücel gibi insanların da hızla azaldığı acı bir gerçek.

Islık çalmayı öğrenin.

Sanatın bir kıyısında kulaç atmayı ısrarla sürdürün. Notaların dilinden anlayın çünkü notalar insanın ruhunu terbiye eder. Anadolu’nun sesi olan türküleri dinlemek ve anlamak için Türk olmanın yeterli olmadığı gibi blues – caz dinlemek ve anlamak için de Amerikalı olmak zorunda değilsiniz. Müzik kulağınızı geliştirerek bir melodiye eşlik etme becerisi kazanın. Bir enstrüman çalmayı öğrenmek kendinize yapabileceğiniz en önemli yatırım olabilir. Hiç olmazsa ıslık çalmayı öğrenin.

Kitap fetişisti olmayın.

Herkes bol bol kitap okumanızı söyler. Çok azımız kitap satın alır. Kitap satın alanların çok az kısmı kitap kurdu olur, bu kitap kurtlarının da çok daha azı kitapları gerçek anlamda okur. Gösteriş budalalığının zirve yaptığı 21. Yüzyıldan kitaplarda elbette nasibini alıyor. Kendimizi iyi hissettirdiği için kitapçılarda geziniyor, hiç okumayacağımız ama kahvemizin yanına koyarak konu mankenliği yaptıracağımız kitaplar satın alıyoruz. Okur geçinenlerin bir kısmı ise kafasında canlandıramadığı, kavrayamadığı, sorgulayamadığı, anlamlandıramadığı tüm o cümle yığınlarını hızlıca tüketmeyi kitap okumak zannediyor. Bir yılda şu kadar kitap bitirdim deyip o kitaplar hakkında en ufak münazaraya girişemeyecek biri olmaktansa bir yılda tek bir kitabı gerekirse kelime kelime her yönüyle okumalısınız. Kitap kurdu olmaya çalışmayın, elinizdeki kitabı yalnızca okuyun.

Riske atmayın, risk alın.

Zaten her gün yastıktan başımızı kaldırmaya karar verdiğimizde bilinçsizce de olsa bir risk alıyoruz. O yüzden risk almayı sevmeyen biri olduğunuzu düşünüyorsanız bundan vazgeçin. Riske atmaktan korktuğumuz şeyleri hiç risk almayarak da aslında riske ediyoruz. Sadece kalbinizin ya da sadece mantığınızın sesi dinlemek yerine her ikisinden bir harmoni oluşturmalısınız. Yeni ve değerli fırsatlar yaratmanın ön koşulu budur. Yürekten inandığınız ve sonsuza değin hep daha güçlü ardı sıra takip edebileceğiniz hayallerinizi gerçekleştirmek için hareket edin. Plan ve stratejilerinizi oluşturun, savaş boyalarınızı sürün ardından meydana çıkın. Zafer peşinde değil hayal peşinde koşun.

Varlığınızı keşfedin.

Size sunulan ya da zorla öğretilen şeylerin her zaman hayatınızda bir anlamı vardır. Cehaletin mutluluk getireceği sanısına kapılmak bilmişliğin hezeyanlarındandır. En anlamsız öğreti bile neyi bilmenizin gereksiz olduğunu öğretir size ki bu da oldukça değerlidir. Neleri sevdiğinizi bilemiyor olabilirsiniz fakat neleri sevmediğinizi bilmelisiniz. Sevdiğiniz şeyler yaşamınızı anlamlandırır. Sevmediklerinizi dışarıda tuttuğunuz sürece huzurlu ve varlıklı hissedersiniz. Evvela kendi özünüze dönük bir keşfe çıkmalı ve kendinizi tanımalısınız.

https://www.verniyer.com/wp-content/uploads/2021/02/logo-alt.png
Zincirlikuyu Mh. Eski Hükümet Cd. No: 97/A Darıca – Kocaeli
+90 262 745 2777
info@verniyer.com

Takip:

HEMEN RANDEVU ALIN

Hayallerinizi gerçeğe dönüştürme süreci bizim için; macera dolu bir serüvenin sonunda yüzümüzde oluşan tebessümdür.

Copyright © Verniyer 2021